Kemer'in bağımsız, taraflı gazetesinin internet alanına hoş geldiniz. |Ana sayfa yap |Arkadaşına tavsiye et|   07 Eylül 2026 Pazartesi
 
Üye Girişi Üye Girişi Üye Olayım Üye Olayım

...
ANKET ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN
HAVA DURUMU
ZİYARETÇİ SAYISI
Toplam :1008650
Online :94
HABER AR��V�
7.6 milyon Euro'luk senet depreminde artçı sarsıntı. Başkan Gül: Adalet yerini bulacak


8913 Kez Okundu

2007 yılında ortaya çıktığında Kemer kamuoyunda bomba etkisi yapan 7,6 milyon Euro’luk tartışmalı senet olayının son geldiği aşamayı Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül ile konuştuk. Gül, babası İsmail Hakkı Gül’ün, yani Kemerlilerin deyimiyle “;İsmail Ağa”;nın kimseye borcu olmayan, borç almaya ihtiyacı da olmayan bir insan olduğunu hatırlatarak, “;Böyle bir insanın yıllarını çaldılar. Bunu yapanlara karşı, mahkeme sonuçlandıktan sonra her türlü tazminat davası açacağız. Bu işin arkasını bırakmayacağız”; diyor.
Mustafa Gül’ün babası İsmail Hakkı Gül’ün bankadaki kiralık kasasındaki yüzbinlerce Euroya el konulmasıyla ortaya çıkan senet olayından sonra yargıya taşınan olayda, Kemer’in İsmail Ağa’sının muhasebecisi ve şoförü tutuklanmış, kefaletle serbest kalabilmişti. İddiaya göre sahte veya başka amaçla attığı bir imza kullanılarak hazırlanan 7 milyon 600 bin Euro tutarındaki senet tahsile konulmuş, tebligatın eline ulaşmaması için muhasebecisi ve şoförü, evrakı posta görevlisinden PTT kapısında teslim alarak itiraz etmesini önlemiş, direkt haciz aşamasına gelmesini sağlamışlardı.
İsmail Hakkı Gül’ün, İstanbul’daki bir banka şubesinde bulunan kiralık kasadaki ve bir başka banka hesabındaki paralarına el konulmasıyla  haberdar olduğu borç senedi hakkında itiraz etmesi gecikmedi. Bu arada Antalya’da yayınlanan Beyaz Gazetesi ve GazeteKemer’de 2007 Mayısında yayınlanan haberlerde Mustafa Gül “;Babamı dolandırdılar”; diyordu. Antalya Organize Suçlar Bürosu Kemer’de banka kasasından haczedilen paranın peşine düştü.
Konuyla ilgili davalar yıllardır sürerken, Mustafa Gül, Kemer’de Belediye Başkanı seçildi, İsmail Hakkı Gül, seçimler öncesinde Kemer caddelerinde görülmeye başlandı, seçimden sonra da bugüne kadar gerek oğlu Mustafa Gül’le, gerekse Kemerlilerle eski günlerdeki gibi sık sık bir arada görülüyor.
Mustafa Gül’e, 2007’den bu yana çözümlenmeyen sorunla ilgili düşüncelerini, davaların ne aşamada olduğunu sorduk. Başkan Mustafa Gül, konuyla ilgili bazı kişiler hakkında yorumlar yaptı, “;Adalet yerini bulacak. Yüce Yargıya güveniyorum, bu işin arkasını bıraklayacağız. Babam İsmail Hakkı Gül Kemer’dedir, O’nun seçim sebebiyle geldiğini sananlar, yanılıyorlar. Zaten bu iş de babamın Kemer’e gelmeyeceği hesaplanarak tezgahlandı ama oyun bozulacak”; diye konuştu.
Mustafa Gül, olayın içinde olduğu ileri sürülen bazı kişilere karşı kırgın, hatta kızgın:
GazeteKemer: Sayın Gül, Kemer’de duyanları şaşırtan bu olayla ilgili son gelişmeler nedir? Kamuoyu merak ediyor, 7.6 milyon Euroluk senet olayının bir perde arkası var mı?
Babam İsmail Hakkı Gül, yıllardır İstanbul’da yaşıyordu, Kemer’den uzaktı. Bu olay, babamın uzakta olmasına güvenerek düzenlenmiş bir tezgahtı. Herhalde bu kişiler babam İsmail Hakkı Gül’ün sadece seçimler için geldiğini, daha sonra geri gideceğini, bu işin arkasını bırakacağını sanıyorlardı. Ama yanılıyorlar, babamla her gün öğlen yemek yiyoruz lokantada internette haberlere bakıyoruz. İki ün önce Cumhuriyet Gazetesi’nde Paşa’nın babası geldi gibi bir haber yayınlamışlar. Kemer’de, çarşıda Kemer Halkı’nın babamı görmekten mutlu olduğunu görüyoruz. Ben telefonla defalarca Bedri Yalçın’la görüştüm. Milletvekili seçim adayıyım aman bunu gazeteye vermeyin diye söyleyen bir insan. Bedri Yalçın kim? Bedri Yalçın babamdan 7,5 milyon Euro alacaklı olacak öyle mi?.. Bedri Yalçın hayatı boyunca böyle bir para görmüş mü acaba? Televizyonda reklamlarda, milli piyango çekilişlerinde gördüyse orada görmüştür. Böyle bir parayı görmesi mümkün değil. Ben Bedri Yalçın’ı 1980’li yıllarda omzunda halı satarken gördüğüm tanıdığım bir adam. Zamanın Başbakanı merhum Turgut Özal’ın Kemer’i ziyaretinde, önüne bir halı atmasıyla ünlü oldu. Ama tabii içinde kimse ne olduğunu bilmiyor. Ama bunu Bedri’nin Kemer’de olduğu dönemde bir şey zanneden insanlar bile “;Bedri bunları niye yapıyor?”; diye düşünüyor. Biz hukuken gerekli girişimleri yaptık, bu da kısa değil uzun bir zaman aldı. Tabii bunlar çok büyük bir ayak oyunu yapıyor. Burada Öncelik’lerden alacaklı başka bir konuyla ilgili bunlardan para almış alacaklı olan adam Bedri’den parayı alamayacakları için babam adına düzenlenen senede alacaklı olarak Bedri Yalçın’ın ismini yazıyorlar. O zaman, geriye alınamasın diye, biz mahkemeyi kazanırsak eğer, o gün acilen bunlar babamın hesabında bulunan 1 trilyon küsur milyar parayı aldılar. Şimdi halen para alacağız diye uğraşıyorlar. İleride biz mahkemeyi kazandığımız takdirde parayı da tahsil edemeyeceğimiz şekilde düzen kuruluyor. Çünkü yurt dışında Rusya’da yaşayan birinin üzerine adı Coşkun bilmem ne kişinin, üzerine senedi ciro ediyorlar. Neden? Çünkü ileride adres Rusya olduğu için babam mahkemeyi kazansa bile para geriye gelemesin diye,  sanki parayı Rusya’daki o kişi tahsil ediyormuş gibi, paranın üzerine yatmak istediler. Ama kanunlarımızın, adaletimizin böyle iki tane çapulcuya izin vereceğine zaten inanmıyorduk. Başından beri yargımıza güveniyoruz. Bu olayı ilk sorgulayan Savcı Mehmet Bey vardı. Ona da söylemiştim Kemer’de böyle bir şey olursa kötü örnek olur. Artık her işini batıran bir senet düzenler, Kemerli bazı iş adamları sabah kalktıklarında kendilerini icralık olarak görürler diye kendisine söyledim. Geçenlerde Ankara’ya gittim, bunu milletvekillerimizle Meclis’te paylaştım. Bizim karşı davaya bakan Feridun Bahşi diye bir avukat bu geçmişte ağır cezada hakim olarak görev yapmış birisi, MHP Antalya milletvekili adayıydı. Ben bunu milletvekillerine söylediğimde böyle bir davayı almış diye, çok büyük tepki gösterdiler. Feridun Bahşi, “;Bana bu evrakı Kemer’den Avukat U.G. getirdi Y. N’le beraber. İlk aldığımda, ciddi bir konu zannettim. Ama Kemer’e gelip gittikçe, bu işin aslının olmadığını asılsız bir şey olduğunu duydum. Şu anda bir de ortada sen varsın, partimiz var, ben de iki cami arasında kalmış binamaz gibi bir kelime kullandı. Biz de üzgünüz tabii, gerekirse bunu genel başkanla paylaşacağım”; demişti. Böyle bir senedin olmadığını söyleyen bir hukukçu geçmişte çok saygın bir hukukçu bende kendisini çok severim. Aynı parti içerisinde mücadele veriyoruz. Kendisiyle bu konuyla ilgili görüştüğümde kendilerinin rahatsız olduğunu artık sadece ağır cezadaki dosya bittikten sonra bir daha dosyalara da bakmayacağını da telaffuz etti. Ama tabii mal canın diye bir tabir var. Ben bunu gerekirse genel başkanla da paylaşacağım artık bu görüşme nereye dayanır bilmiyoruz.
Bakıyorsun şimdi bir taraftan AKP kökenli bir hukukçu, hukuk profesörü Ahmet bilmem ne diye geçmişte ağır cezada da çalışmış bir adam, yani onlarında içinin rahat olduğunu düşünmüyorum ama, tabii büyük paralar vaat etmiş. Kazanırsak sen şurayı ben burayı alırız gibi umularak tahsil edilmiştir. Ben 2006 yılında Ramazan ayıydı babamın kendisine de söyledim. Muhasebecisinin, avukatın niyetinin de hiç iyi olduğunu zannetmediğimi söyledim. Bunların A.F.Ö. diye avukata vardığı bunların hiç iyi olmadığını O’nu kötüye sünükleyeceklerini, gelip mallarına mülklerine sahip çıkacaklarını söyledim. Çünkü babam bu muhasebeciye oğlu gibi güvenirdi. Tabii bu muhasebecide de sıfırdan gelip İsmail Ağa’nın bütün parasını idare ediyor olmanın şımarıklığı vardı. Her parlayan şey altın değildir demiş adam, ama her parlayan şey de insanı cazip duruma getirebiliyor. Adam hemen birden mütehattliğe başladı İş Bankasındaki paralar sahte belgelerle çekildi, ama biz bunu söylüyorduk, uyarıyorduk.
Önce babamla aramı açmaya çalıştılar
Babam 2006’da buraya gelip, kasasının boşaltıldığını bunların bir şeyler yaptığını gördü. A.F.Ö. bana Emine Gül’ün elinde evrakı olduğunu bu evrakın işleme koymak istediklerini söylemişti. Bu konuda ben de yanında olduğunu bu yaptıklarının bir şerefsizlik olduğunu söyledim, sen de bu şerefsizliği yapabilmişsin dedim. Ben bunu babama bildirdiğim zaman aman bana bunlara bir kâğıt imzalayıp her hangi bir şey verme bu adam çok sahtekar diye babama mesaj attım, babam yaşlılık sebebiyle benim mesajımı avukata okuttuktan sonra bunlar benimle ilişiği kestiler. Tabii şimdi bunlar, üç günde hesaplanmış şeyler değil. İnce bir plan uzun vadeli bir plan. Yani önce benim babamla aramı soğutma planı babamla beni koparıp babam yalnız olduğu zaman alt edebiliriz diye düşünüyorlar. Bu planın ilk başlangıcını yapan babamın muhasebeci Bilal Bıçakçı, AvukatA.F.Ö. babam için bu komployu kurmaya hazırlanan ve bunu da gelip ilk olarak eşiyle ilgili Emine Gül ile ilgili bunu yapacaklarını ben anında babama haber verdikten sonra, bunlar baktılar. Zaten A.F. dedi ben bu planın ne olduğunu söylersem beni götürüp savcılığa teslim edersin. Onlar ilk önce Emine hanımın üzerine gidiyorlardı. 400 bin Euro civarında bir de kiracılardan toplanan paralar var. İşte bir gün bana amcam geldi, dedi ki Bedri Yalçın tarafından hacizler var. Allah Allah dedim, Bedri Yalçın kim ki? Babam hayatı boyunca bir tek benim belediye başkanlığım döneminde en son bir Almanlar gelmişti Kemer’e. O zamarlar Bedri Yalçın, Küçük Burun’u şimdilerde Yörük Parkının bulunduğu burnu, sanki babasının malı gibi bir Almana kiraya vermiş. Tabii adamlar da hep buraya geliyor orası orman ben bile kira veremiyorum başkan olarak.. Onlara Bedri Yalçın’a küstükleri için Alanya’ya gelmeye başlamışlar bir otobüs gönderdim Alanya’dan getirdim otelimde yemek yedirdim. Bedri’yi otilemi çağırdım, Bedri seni birisi bekliyor dedim, Bedri Almanları görünce dondu kaldı. Neyse çekti gitti.
Bu bölge yüksek rant bölgesi ve çok değişik amaçlarla gelen insanlar var. Bazı insanlar akla hayale sığmayan işlere kalkışabiliyorlar. Babama kurulan komplo da 3-4 yıllık bir çalışmayla ortaya konuldu.
Beldibi’nde Mehmet Bey yaşıyor. Mücadelesini veriyor. Onun da bir kira kontratıyla elinden otelini aldılar. Bunlar yaşanıyor Türkiye’de. Bu tür olayları televizyondan basından duyuyoruz. Üzücü olan Kemer’in içinde saygın görünüp de bu işi yapanlar. işte o gün olay olduğunda U.G.’i aradım yahu Bedri kim ki babamdan böyle bir alacağı olsun.
Bütün bunlar İsmail Hakkı Gül’e çökme politikası
Şimdi babamın şoförü gidiyor, evrakı PTT kapısında bekliyor, postacıdan alıp imha ediyor babama ulaşmasın diye, itiraz edilmesin diye. Bu adam cezaevine gidiyor. Cezaevine gittiği zaman teminatını onlar yatırıyorlar. Tahliye ettiriyorlar. Bilal Bıçakçı’nın bürosunda U.G., Ahmet Öncelik ve babamın avukatı tarafından Bedri’nin kendisi orada olmadığı halde isminin senete yazılıyor ve Coşkun’a veriliyor. Bunu ifademde de söyledim.
Tabii böyle baktığın zaman ilk Kemer’e avukatlık yapmaya geldiği zaman çok saygın düzgün bir avukat olan U.G. babamı da tanıyor, A.F.’ı da Y. N.’i de biliyor. Bunlar çok iyi tanınan insanlar. İsmail Hakkı Gül’ü de biliyor. Geniş bir kapsam içerisinde yeni Antalya – Kemer birleşmiş yetmemiş bu işin içine partileri bile sokmuşlar tam İsmail Hakkı Gül’e çökme politikası!
Babamın sağlığı geri gelmez
Duyduğumuz kadarıyla babamın arazilerini aralarında pay ediyorlar. Tabii buna ne biz izin veririz, yargının da izin vermeyeceğine güveniyoruz. Kemer halkının izin vermeyeceğini de biliyoruz. Öncelikle tabii bu konuyla ilgili babamın Kemer’de olmasını herkes istiyordur. Sorular sordukça, yaşı da yetmişin üzerinde bir de rahatsızlığından dolayı burada durmak istemiyor ama bizde onu buradan salmamakta gayret gösteriyoruz. Adalet yerini bulacaktır. Bu cebinde bir lirası olmadan yaşamını devam ettiren insanların artık İsmail Hakkı Gül’e dişlerini geçiremeyeceğini biliyoruz. Konunun kısa zamanda belli bir noktaya geleceğini ve haklı olduğumuzu da biliyoruz. Bir lira borcu olmayan babamın 15–20 yılı gitti. Babam Patron’un oğlu olarak büyümüş. Borçla – alacakla ilişkisi olmamış babamın. Kemer’de o kadar İsmail Ağa’lık yapmış adamın böyle bir komployla Kemer’den uzaklaştırmak istemeleri Kemer’de beni yalnız bırakmak siyasette beni yalnız bırakmak dışarıdan bir komplo kurarak geliştirmek istiyorlar. Babamız artık eski sağlığına sahip değil. Bu olay patlamadan 2006 yılından önceki İsmail Gül’ü çevresi iyi bilir. İsmail Hakkı Gül’ün yıprandığını, sağlığının bozulduğunu görüyoruz. Bunları geriye nasıl getiririz bilmiyoruz. Sağlığını geri getiremeyiz ama bunun hesabını da soracağız. Biz yargımıza güveniyoruz ve kısa zamanda gelecek neticeyi de bekleyeceğiz.
GazeteKemer: İstanbul’da haciz gelen kasa veya hesap Emine hanımın diye duymuştuk?
Kasa babamın İstanbul’da kiralamış olduğu kasada tutuyorlar. Biliyorsunuz babam halamla beraber Kındılçeşme’de bir yer satmışlardı, oradan yüklüce bir para aldılar. İşte o para ile Bağdat Caddesinden bir de Antalya’dan 2 şer daire aldı. Geriye kalan parada zaten babamı biliyorsunuz dükkanları kira geliri yüksek olan bir adam. Babamın ne masrafı olacak ki? Kira gelirlerini ahsil eden muhasebecisi esnafın işinin kötüye gittiği için parayı alamadıklarını söylemiş babama. Sonradan baktığımızda bırakın 2005 yılını, 2008’ye kadar tahsil edildiğini gördük. Bırakın geçmişi, babamın muhasebecisi geleceğin kiralarını bile toplamış. 700 bin Euro İstanbul’da bankadaki kiralık kasada bulunan parasıdır. Bunu da bilen bir tek babamın muhasebecisidir. Başka kimse bilmiyor. Gidip kasayı boşaltıyorlar. Bu parayı eşi ve çocukları bilmezken o biliyor. Babamla, Emine Hanımın ortak hesabından 350.000 Euro yani babamın payı olan yarısını aldılar. Emine Hanımın payı duruyor.
Enteresan bir icra oldu, müdür istifa edip Çamyuva’ya yerleşti
Burada icra yapılırken bir Cuma günüydü. Babamın avukatı para alınsın diye mücadele ediyor çünkü teminat gösterecek 1 trilyon küsur para var. Teminat yatırılacak, hacizin durdurulması için. 57 küsür tane babamın üstüne olan tapuya da el koymuşlar. Haciz konulduğu gün tapudan icraya icradan da mahkemeye şu kadar tapu verdim deyip teminat gösterebilmek için koşturdum, bankadan haczedilen paranın paranın ödenmesini durdurmak için ama bir türlü babamın avukatına ek dilekçeyi yazdıramadım. Hatta orada Sami Minta da vardı savcılık kalemi odasında, olanları gördü. Ben babamın avukatının ümügünü sıkacaktım, terbiyesizlik yapıyorsun dedim.. O gün 1 trilyon küsük lira para tahsil ettiler. O günkü icra müdürü, daha sonra istifa etti. Çamyuva’da iki katlı ev almış diye duyduk. İcra müdürü şu an Çamyuva’da yaşıyor iki katlı evi var. Bu nasıl iştir ki, Bedri Urfa’da icra mahkemesinde 3,5 milyar lira çekini ödeyememiş benim hiç mal varlığım yok diye beyanda bulunuyor. Bunu söyleyen kişi bir gün sonra güya babama 7 milyon Euro para veriyor. Böyle bir sahtekarlık var mı? Yargımızın bu konuda en adil kararı vereceğine inanıyorum
 

Haber Tarih: 19.12.2009-22:46

 Yorum Ekle  Haberi Yazd�r  Arkada��ma Yolla

Yorumlar
� Di�er Haberler

Antalya Resim Kursu

  Video »
    Kameramıza takılanlar
    Görüntü arşivi için tıklayınız
  Kemer »
   KEMER INFO
  Kemer Rehberi     Etkinlikler
  Kemer Protokolü     Önemli Telefonlar
  Kemer Fotoğrafları     Önemli Linkler
  Kemer Krokisi    
  e-Gazete »
    Türkiyenin ilk elektronik yerel gazetesi


  Ana sayfa Hakkımızda Künye Haber Arşivi Etkinlikler İlan Fiyatları Reklam Koşulları Site Koşulları İletişim


 Copyright © 2008 GAZETE KEMER Tüm Hakları Saklıdır.
Designed By