2007 yılının ilk aylarında GazeteKemer yayın hayatına başladığında, Erkan Gözkaya bulunuyordu. Ahmet Yıkılmaz ise Cumhuriyet savcılarından biriydi.
Gazeteyi yayınlamadan önce ulaşabildiğimiz ölçüde yerel basın kuruluşları, siyasi partiler, dernekler ve bazı siyasilerle tanışıp, o günlerde “;Dinamizm, Dayanışma, Özgürlük”; şeklinde formüle ettiğimiz ilkelerimizi ve izleyeceğimiz yayın politikasını anlatmış, bu sırada tanıştığımız meslektaşlarımızdan da sorunları hakkında bilgi almıştık.
Meslektaşlarımız bize, resmi ilan konusunda uğradıkları bir haksızlığı aktarmışlardı.:
Anlattıklarına göre ilçede Ayışığı, Objektif ve Kemer Gözcü gazeteleri, ikinci kategoriden resmi ilan almaları gerekirken, 24 Mart 2004 tarihinde Kemer Gözcü Gazetesi’nde denetleme yapan Antalya Valiliği Basın İl Kontrol Kurulu gerçek dışı bir raporla bu gazeteyi birinci kategoriye çıkarmıştı.
İddiaya göre o tarihte iki sigortalı çalıştıran gazeteye, 4 sigortalı çalıştırıyormuş gibi rapor düzenlenmiş ve bu sebeple gazetenin ilan pastasındaki payı artarken diğer gazetelerin ilan payları düşmüş, gerilemeye mahkum edilmişti.
Bu konuyu yargıya taşıyan Objektif Gazetesi sahibi Muammer Bakırcı, bir sohbetimizde , “;Kemer’de başlayan yargı süreci, mahkemenin görevsizlik kararıyla Antalya Ağır Ceza’ya taşındı ancak 7 aydır dosya Kemer’den Antalya’ya gidemedi”; demiş, biz de bu iddiaları haberleştirmiştik. Hatırladığım kadarıyla dosya, konuyla ilgili haberimiz GazeteKemer’de yayınlandığı günün tarihiyle Antalya’ya gönderilmişti.
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonunda Antalya Valiliği İl Kontrol Kurulu Üyelerinden üçü suçlu buldu. Kurulun Başkanı Güzide Örmeci, mahkemedeki ifadesinde “;Bu gazete yanlış beyanlarla haksız ilanlar almış diye belirlemesi yapıldı, bunlar sonradan kendilerinden geri alındı”; diye kendisini savundu. Yani il kontrol kurulunu yanılttığı öne sürülen gazeteye verilen ceza, ilan verilmeye devam edilerek haksız şekilde aldığı ilanların mahsup edilmesi şeklinde uygulandı. Muammer Bakırcı bunu “;Ceza değil ödüllendirilme”; diye yorumladı. 2004 yılında işlenen suçun 2010 yılında verilen cezası, bazı vicdanları rahatlatmazken, yanlış beyanla haksız ilan aldığı ileri sürülen gazete yoluna devam etti, mağdur olduklarını iddia eden gazetelerden biri kapandı, biri de ilan hakkını kaybetti.
Neyse biz 2007’ye dönelim. O günlerde GazeteKemer’in bürosu, ilçede gazetecilik yapan, yapamayan; gazete yayınlayan, yayınlamaya hazırlanan gazetecilerin uğrak yeriydi. Arkadaşlar, günlük gazete yayınlamamız konusunda telkinde bulunuyordu. Bu arada, Hasan Şeker’in belediye başkanlığı yaptığı Kemer Belediyesi’nde bir inceden ‘ambargolu’ olduğumuzu çoktan hissetmiştik. Bunun sebebinin, Şeker’e muhalif bir gazeteciye büromuzu açmak olduğunu zaman içinde anlayacaktık.
GazeteKemer’in çevresinde meydana gelen gelişmeleri anlamaya çalışırken, kendimizi bir baskı makinesi ve müştemilatını almış şekilde bulduk.
Bir süre geveledikten sonra günlük yayına karar verdik. 20 Eylül 2007 günüydü yanlış hatırlamıyorsam, Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben hazırlıdığım dilekçeyi, kendi mahkemeleriyle ilgili olarak Adliye’ye gidecek olan Muammer Bakırcı’ya verdim. Gazeteci arkadaşımız Leyla Yağmurlugil ile birlikte gittiler.
Yeni gazetemizi hazırlamaya çalışırken telefonla arayan Leyla Yağmurlugil “;Murat ağabey başsavcı Muammer’i tutukladı”; deyince hemen Adliye’ye koştuk.
Öğrendiğimize göre, Muammer Bakırcı, önce Antalya’ya bir türlü gidemeyen dosyayla ilgili mahkeme kaleminde tartışmış, sonra odasına gittiği Başsavcı Erkan Gözkaya, “;Onu alayım”; diye bizim günlük gazete dilekçemizi almış, sonra Muammer Bakırcı’ya “;Ben bir de seni alayım”; diyerek tutuklamıştı.
Başsavcı’nın, paraya çevrilmiş bir cezayı ödemediği için hakkında tutuklama kararı bulunan ve hemen hemen her gün Adliye’ye gidip gelen Bakırcı hakkındaki kararı “;Vicahiye”; çevirme zamanlaması gerçekten ilginç olmuştu.
Muammer Bakırcı, hakkındaki tutuklama kararından haberi olmadığını, kendisine konuyla ilgili tebligat yapılmadığını söylese de Başsavcı’nın çağırdığı polislerce Adliye’de nezarete konulmuş, jandarma tarafından kelepçelenerek cezaevine götürülmüştü.
45 günlük hapis cezası bulunduğu öğrenilen Bakırcı’nın, azılı veya direnen bir suçlu gibi kelepçelenmesi bizlerin olduğu kadar orada bulunan birçok insanı şaşırtmış ve üzmüştü.
Yayınlanan ilk sayımızda Muammer Bakırcı’nın tutuklanma haberini yayınlarken, 6 gün sonra GazeteKemer’de bir sayaç koymuştuk ve bu Başsavcı Erkan Gözkaya’yı oldukça kızdırmış görünüyordu.
Yaptığımız, sadece Bakırcı’nın yani bir gazeteci meslektaşımızın kelepçeli ellerinin fotoğrafı ve kaç gündür hapiste olduğuydu. Başsavcı Erkaya, Bakırcı hapisten çıkana kadar her karşılaştığımızda sayacı kaldırmamızı istedi, kaldırmadık.
Gelecek Bölüm: Başsavcı görevdeki ilk gününde bizi nasıl ayağına getirtti?