Kemer'in bağımsız, taraflı gazetesinin internet alanına hoş geldiniz. |Ana sayfa yap |Arkadaşına tavsiye et|   25 Ekim 2026 Pazar
 
Üye Girişi Üye Girişi Üye Olayım Üye Olayım

...
ANKET ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN
HAVA DURUMU
ZİYARETÇİ SAYISI
Toplam :1049077
Online :110
HABERLER

85’lik delikanlı Kıbrıs davası için yollarda



Payla�: Yaz� Boyutu:
13430 Kez Okundu

Kuzey kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ada’daki son genel seçimleri “;İki halk, iki devlet”; diyerek kazanan UBP’yi Devlet Bakanı Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in kutlamasına rağmen Başbakan Erdoğan’ın  Mehmet Ali Talat-Hristofyas görüşmelerinin devamını dilemesinin Kıbrıs Halkı’nda şaşkınlık yarattığını söyledi.

Kıbrıs Davası’nın en önemli önderlerinden Rauf Denktaş “;Kıbrıs’ın Jeopolitik Önemi: Kıbrıs, bir mal mı vatan toprağı mı?”; konulu konferans için geldiği Kemer’de  önceki akşam katıldığı yemeğin ardından dün sabah, kaldığı Viking Star Otel’de düzenlediği basın toplantısında Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofyas görüşmelerinin sonunda  Kıbrıs Türk Halkı diye  bir halk kalmayacağını ve Ada’daki Türkler’in, Türkiye’den kopuk bir cemaat olarak kalacağını söyledi. Denktaş basın toplantısında Ergenekon soruşturmasında uygulanan yöntemi bir hukukçu olarak değerlendirdi ve kendisinin de soruşturma kapsamında gözaltına alınabileceğini ima etti.

Rauf Denktaş, önceki akşam Grand Haber Oteli’nde katıldığı yemekte yaptığı kısa konuşma sırasında Kıbrıs Davası’nı anlatmak için davetleri kabul ettiğini belirtmiş ve bir espriyle Ergenekon’a değindi. Denktaş, “;İki rektörün gözaltına alınma haberlerinde beni davet ettikleri yazılmış. Siz de beni davet ettiniz, sizleri Allah korusun”; dedi.

Dün sabah, konakladığı Viking Star Oteli’nde basın toplantısı düzenleyen Rauf Denktaş, yaptığı konuşmada Kıbrıs’taki Türklerin 1960 anlaşmasından doğan haklarının Annan Planı ile yok edildiğini söyledi. Denktaş, Makarios ve Dr. Fazıl Küçük’ün imzaladığı anlaşmayla Kıbrıs’ta iki halkın var olduğunun tescil edildiğini ve toplumların eşit haklara sahip olduğunu, ancak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğündeki bu anlaşmayı Rumların ve Yunanistan’ın “;Geçici bir aşama”; ve “;ENOSİS”;e sıçrama tahtası olarak gördüğünü anlattı.

Bu süreçte ABD’nin tutumunu da dağerlendiren Denktaş, “;Şimdi ABD arşivlerinden görüyoruz ki, Amerika, Kıbrıs meselesinin hallini, Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesinde görmüştür. Ama NATO ülkesi Türkiye’yi gücendirmeyelim diye Acheson Planı’nı ortaya koydular, sonuçta iki tarafca da kabul edilmeyen bu planla ENOSİS’in kenarından geçtik”; dedi.

Kıbrıs meselesinin hallini çoğunluk idaresi olarak gördüklerini anlatan Denktaş, “;Kıbrıs meselesinin halli Kıbrıs’ın gerçeklerini kabulden geçer. Kıbrıs’ın gerçekleri Kıbrıs’ta iki eşit egemen halkın var olduğu, iki devletin var olduğu, iki demokrasinin var olduğu ve Türkiye’nin garantörlüğünün devam etmesine dayalıdır”; şeklinde konuştu. Kıbrıs konusundaki Milli Görüş bu iken ortaya çıkan “;Annan Planı”;nın ilkeleri sulandırdığını söyleyen Denktaş, kendisinin “;Bu gidişatın teslimiyete götüreceğini Türk, Yunan dengesinin ortadan kalktığını Türkiye Avrupa Birliğine girmeden biz Rum’un Avrupa birliği üyeliğini meşru hale getirdiğimiz takdirde Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarının ortadan kalkacağını ve Rumların böyle bir anlaşmayı da geçici addedeceğini yırtıp atacağını gördüğüm için seçimlere girmedim görevden çekildiğini”; söyleyerek

“;Annan planı günlerinde referandumda Türkiye’nin de isteği üzerine 30 milyonda Amerikan doları alarak evet demiş olan halkımız bu beş yıl içerisinde aldatıldığını anladı bu son seçimlerde iki halk iki devlet esası üzerinde oyunu kullanarak Ulusal Birlik Partisini iktidara getirdi”; dedi.

Başbakan Erdoğan’ın tavrı şaşkınlık yarattı

Kıbrıs’ta halkın “;İki Halk İki Devlet”; diyen UBP’yi iktidara getirmesinin ardından Hükümet Sözcüsü Cemil Çicek’in kutladığını ve “;İşte bu seçimler göstermiştir ki, Kıbrıs’ta iki ayrı devlet vardır, iki halk vardır”; diyerek Milli çizginin altını çizdiğini hatırlatan Denktaş, “;Zatın son bir yıl içerisinde Sayın Toptan’dan başlamak üzere, Sayın Çiçek, Sayın Erdoğan, Sayın Gül, Kıbrıs meselesi Kıbrıs’ın gerçekleri kaale alınarak halledilir ve bu gerçekler iki halk, iki devlettir ve Türkiye’nin garantörlüğüdür demekteydiler, bu seçimlerden sonra sayın çiçek bunları söyler söylemez, sayın Erdoğan, seçilen yeni lidere, yani iki halk iki devlet diyerek seçilen lidere  ‘Sakın ola görüşmeleri bozma, kesme, görüşmelerin kriterlerine sakın dokunayım deme, Biz bu görüşmeleri sonuna kadar destekliyoruz’ diyebilmiştir. Bu, halkımız arasında büyük bir şaşkınlık yaratmıştır”; şeklinde konuştu.

Talat-Hristofyas görüşmelerinin sonunda  “;Selamet olmadığını”; belirterek, “;Bu kanalın sonunda Kıbrıs Türk halkı yoktur, tek halkın içinde bir cemaat olarak varız, dolayısıyla çoğunluk idaresiyle ve Avrupa Birliği yasalarının altında Türkiye’den kopmuş vaziyette bir azınlık vardır. Türk Askeri Ada’dan çıkmak mecburiyetindedir, bütün baskı ve manevra şimdi bunun üzerinedir.Zaten Türkiye AB’ne girmeden önce, AB toprağında hiçbir Türk askeri kalamaz., Garantiler kağıt üzerinde devam edebilir, ama fiili hiçbir hükmü yoktur”; dedi.

Merhum Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’un, “;Türkiye Kıbrıs’tan elini ayağını çekerse, Türkiye denizlere açık bir ülke olmaktan çıkar”; dediğini hatırlatan Denktaş, Talat-Hristoflas görüşmelerinin sonununda, Türkiye ne derse desin, elini ayağınıKıbrıs’tan çekmiş olacaktır. Biz, Türk askerinin mağlup olmuş gibi, adadan bayrağını sancağını toparlayarak, şehitlerin kemiklerini torbalara koyup, başı eğik, Anadolu’ya dönmesini istemiyoruz. Rahmetli Ecevit’in devamlı vurguladığı gibi, Türkiye Kıbrıs’ın ve Kıbrıs Türkleri’nin güvenliğini ne kadar temin etmekteyse, Kıbrıs da Türkiye’nin güvenliği açısından, Türkiye’nin güvenliğini temin eden bir adadır”; diye konuştu

Talat, Beyaz Kitap yazsın

Kendisinin, konunun tartışılması için davetlere katıldığını söyelyen Denktaş, herşeyin yolunda gittiği yolundaki haberlerin göz karartma olduğunu söyledi ve büyük bir gizlilik içinde yapılan görüşmeleri Mehmet Ali Talat’ın “;Beyaz bir Kitap”; halinde Türk Milleti’ne duyurmasını istedi.

Erdoğan niye dönüş yaptı?

Erdoğan’ın tavır değişikliği hakkındaki soru üzerine Denktaş, “;Başbakın’ın hükümeti, hükümet sözcüleri, meclis başkanı ve bize geldiğinde kendisi, iki devlet iki halk mesajını verdikleri halde, dünyaya karşı biz görüşmelerin devamını destekliyoruz demek mecburiyetinde kalıyorlar herhalde, Avrupa Birliği’nin baskısı nedeniyle. Çünkü AB aman görüşmeler sakın bozulmasın, bu görüşmeler büyük fırsattır, son fırsattır diye baskı yapmaktadır. Buna verilecek cevap, her görüşmede herkesin bu görüşmeler yanlış yoldadır, Kıbrıs’ta iki halk vardır demek gerekirken, zannnedersem, bu yıl sonunda AB Türkiye hakkında bir rapor hazırlanacaktır, bu raporda, Türkiye ek protokoldeki sözlerini tuttu mu? Tutmadıysa nasıl cezalandırılacaktır? Raporu hazırlanacaktır. O Rapora iyi not düşsünler diye, biz işte görüyorsunuz bu görüşmeleri destekliyoruz, ama ne yapalım kabilinden bir durum mu yaratılıyor diye düşünüyoruz. Benim en iyi ihtimalle yapabileceğim yorum budur. AB’den iyi not almak için görüşmeleri sakın bozma diyorlar, hangi hükümete, ‘Bu gidişat yanlıştır, iki devlet esas olmalıdır’ diyen yeni hükümede karşı. Bu, tabiatıyla bizi zor durumda bırakıyor”;

Denktaş, bu görüşmelerin, Kıbrıs Türklerini, Rumların kolayca yırtıp atabileceği bir anlaşmaya imza atmaya götürdüğünü söyledi.

Erdoğan Tek mi Çift mi anlatmalı

“;Geçmişte Kıbrıs’ı Yunanıstan’a layık gören ancak NATO Müttefiki olarak Türkiye’de incitmemeye çalışan ABD’nin politikasıyla Erdoğan’ın izlediği tutum arasında bir paralellik olup olmadığı”; sorulan Denktaş, “;Ben size bir vakayı ortaya koydum nedenini ben bilemem İnşallah Sayın Erdoğan bize bir açıklama yapar hem millete hem bize iki mi, bir mi tek mi çift mi milli siyaseti anlatır. Tek halk iki cemaat esası üzerinden gidersek çoğunluk idaresiyle Avrupa Birliğine girmiş olacağız Türkiye’nin bütün irtibatı kopmuş olacak, hayır diyorlarsa ben bunu karşılıklı herkesle münakaşa etmeye hazırım. Türkiye’nin eli ayağı Kıbrıs’tan çekilecek, Kıbrıs Türk’ü de tek Kıbrıs halkının içinde azınlık olarak yerini almış olacak. bu bizi bitirir. Girit meselesi gibi Kıbrıs üç, beş, on yıl sonra Yunanistan’ın malı olur. Bunu hala görmek istemeyen varsa ya gözlerini mahsus kapatıyor ve yahut da gözlerinde bir bozukluk vardır”; dedi.

Kim kimi kandırdı?

Konferansta Kıbrıs’taki gelişmeleri anlatan Rauf Denktaş, konuyla ilgili ülke ve yetkililerin tutumlarını ve Mehmet ali Talat’ın duruşunu şöyle özetledi:

Türk hükümeti de ne demiştir? Avrupa Birliği beni kandırmış demiştir. Sayın Talat Kristofyas beni kandırmıştır demiştir. Amerika adına Weston, Papadapulas beni kandırdı demiştir. Birleşmiş Milletlerin temsilcisi De Soto, Papadapulos beni kandırdı demiştir ve Avrupa Birliğinin komiseri Verheugen, Papadapulos beni iğfal etmiştir demiştir. Çünkü son ana kadar biz de evet diyeceğiz yeter ki siz Denktaş’tan kurtulun, hayır diyen Denktaş’tır Kıbrıs Türk’ü evet diyecek Denktaş bırakmıyor diye kendilerine baskı yaptı.

Kandırılmış halk gerçeği gördü, Talat göremedi

Bu kandırılmışlar şimdi beş yıl sonra herhalde gerçeği gördüler ki sadece Talat bey görmedi Türk hükümetinde Sayın Toptan meclis başkanı olarak Annan planından önceki Kıbrıs kararını tekrarlamaya başladı Sayın Çiçek Sayın Erdoğan Sayın Gül bizim 25. doğuş yıldönümümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak aynı milli çizgiyi tekrarladılar.

Ne dediler? Kıbrıs meselesinin halli Kıbrıs gerçeklerini kabullenmekten geçer ve bu gerçekler de Kıbrıs’ta iki halkın varlığını iki ayrı devletin varlığıdır iki ayrı demokrasinin varlığıdır. Türkiye’nin garantörlüğünün devamıdır.

Bu içimize su serpti tabiatıyla ve Kıbrıs’ta o inanıp da -Annan Planı’na- 65 bin “;evet”; diyen takım bu sefer yüzde 75’e varan oyla devletin egemenliğine, Türkiye’nin garantilerine devam diyen partilere oy verdi.

Benim cumhurbaşkanım ayrı devlet ayrı egemenlik istemem ben aklımı ekmek peynirle yemedim diyecek kadar rahattır”;

Ergenekon hakkında

Geçtiğimiz günlerde kendisi hakkında da Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınacağı şeklinde haberler yayınlanan Denktaş, Kemer ziyaretinde bu konuda zaman zaman esprili, zaman zaman da sert çıkışlar yaptı. Kendisi de hukukçu olan Denktaş, Grand Haber Oteli’ndeki yemekte, iki rektörün tutuklama haberinde kendisini ağırlamalarının konu edildiğini belirterek “;Beni davet ettiniz, allah yardımcınız olsun”; dedikten sonra, Basın toplantısında da hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen gazeteciye “;Gel bakalım, hiç olmazsa beraber gideriz içeriye”; diye takıldı.

Gözaltı bekleyip beklemediğini sorun gazeteciye de Denktaş, “;Sen gel bakalım buraya. Ben delil arıyorum, otur oraya bekle bir ay, üç ay, sekiz ay, 13 ay, bundan sonra seni eve göndereyim ölmek için.’ Delilin varsa beni içeri alırsın. Eğer şüphe ile de aldıysan 2 hafta, 3 hafta, 1 ay sonra da ’Ben delil bulamadım’ dersin. Böyle hak, böyle hukuk yoktur dünyanın hiçbir yerinde yoktur" diye cevap verdi.

Denktaş, Kemer’deki konferansından önce Ayışığı sahilindeki Hannover Paşa Restora’da Hamdullah Enez’in konuğu oldu. ADD Başkanı Hakan Tunç ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte yemek yiyen Denktaş, gazete arşivimizdeki  iki kitabı imzaladı.

Hanım Türk






Haber Tarih: 04.05.2009-12:50



 Yorum Ekle  Haberi Yazd�r  Arkada��ma Yolla

Yorumlar
� Di�er Haberler


Antalya Resim Kursu

  Video »
    Kameramıza takılanlar
    Görüntü arşivi için tıklayınız
  Kemer »
   KEMER INFO
  Kemer Rehberi     Etkinlikler
  Kemer Protokolü     Önemli Telefonlar
  Kemer Fotoğrafları     Önemli Linkler
  Kemer Krokisi    
  e-Gazete »
    Türkiyenin ilk elektronik yerel gazetesi


  Ana sayfa Hakkımızda Künye Haber Arşivi Etkinlikler İlan Fiyatları Reklam Koşulları Site Koşulları İletişim


 Copyright © 2008 GAZETE KEMER Tüm Hakları Saklıdır.
Designed By