Kemer'in bağımsız, taraflı gazetesinin internet alanına hoş geldiniz. |Ana sayfa yap |Arkadaşına tavsiye et|   08 Eylül 2026 Salı
 
Üye Girişi Üye Girişi Üye Olayım Üye Olayım

...
ANKET ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN
HAVA DURUMU
ZİYARETÇİ SAYISI
Toplam :1013942
Online :18
HABERLER

Molla Deliği Mağarası'na girdik-2: Sonuna varamadık tekrar deneyeceğiz



Payla�: Yaz� Boyutu:
15678 Kez Okundu

Molla Deliği Mağarası’nda 30-35 metre ilerlediğimizde, arkamızdan gelen ve gittikçe zayıflayan gün ışığının hiç ulaşmadığı, ucu görünmeyen, oldukça dik ve kaygan bir yokuşun başında durduğumuzu, el fenerlerimizin zayıf ışığı gösterdi.

Rehberimiz Mehmet Gökkaya daha önce buradan indiği için adımlarımızı dikkatli atmamız halinde tehlikeli olmadığı konusunda bizi rahatlattı. Yine de ayaklarımızın üzerinde durmak yerine, oturup usul usul kayarak 15-20 metrelik yokuşu indik.

Artık bir mağaranın ölümcül karanlığının ve bilinmezliğinin içindeydik.

Ya biraz gittikten sonra dedikleri gibi el fenerlerimizin ampülleri patlarsa?

Onbinlerce, belki de çok daha fazla yıldır  bu mağarayı kateden suların dilim dilim oyduğu kaygan zeminde yürürken, ayaklarımızın altındaki zemindeki kayganlığının sebebinin yarasaların dışkısı olduğunu düşünüp ürperdik. Zaman zaman çok alçalan tavandaki sarkıtların uçlarında asılı kalmış su damlaları fenerlerimizin ışığında birer mücevher gibi parlıyordu.

Mağarada ilerlerken, yolumuzun üzerinde ince bir ip olduğunu görmüş, onu takip ediyorduk, 15-20 metrede bir ikiye, üçe ayrılan galerilerden hangisine gireceğimize bu ip sayesinde karar verdik ama bir noktada ipin ucuna geldik.

Önümüzde iki büklüm yürümemiz gereken en az 30-40 metrelik bir galeri uzanıyordu ve rehberimiz Mehmet Gökkaya, bu noktada bir an durakladı. O’nun daha önce geldiği son noktayı çoktan geçtiğimizi anladık. Soran gözlerle yüzümüze baktı, ilerleme kararlılığımızı görünce sırayla galeriye daldık. Hiç birimiz mağara bilimci olmadığımız için ilgimizi çeken değişik şekillerdeki sarkıtların dikitlerin fotoğraflarını, el feneri ışığında görüntülerini çektik. Çekim yaparken kendimizi Blair Cadısı filminin setindeymiş gibi düşünmek için hayal gücümüzü zorlamaya hiç gerek yoktu!.

Mağaranın girişinden karanlık bölüme geçildiği andan itibaren daha sonra bir arkadaşın “;Kör örümcek”; olarak tanımlayacağı ağsız örümcek türlerini, karanlığın içinde yaşayan bir tür kelebek sandığımız canlıları, kimbilir ne büyük bir basınçla bu mağaradan geçen sulara rağmen damla damla, sabırla oluşan sarkıt ve dikitleri hayranlıkla seyrettik, görüntüledik. Yanımızda hiçbir panzehir, ilk yardım malzemesi bulunmadığı, yeterli deneyim ve bilgimizin olmadığını hesap ederek, 250 metre civarında yolculuğumuzu tamamlamaya karar verdik.

Dönüşte, doğanın bir kumaş gibi işlediği ilginç bir sarkıtın yanında durup hem sarkıtın, hem üzerindeki canlıların fotoğrafını çekerken, Mehmet Gökkaya’nın hafifçe sarkıta vurması, başka bir heyecan yarattı. Gökkaya yüzümüze bakıp “;Ses çıkıyor”; dedi, hep birlikte gülümsedik.

Mağara içindeki akustik, çok ilginç sesler elde edilmesini sağlıyordu. Arkadaşımız Gökhan Şahin hemen fotoğraf makinasını bırakıp elleriyle hafifçe vurarak bir tempo tutturdu. Arada bir başka sarkıtlara da vurarak elde ettiği armoniyi zevkle dinledik ve o anda, bir “;Mağara müziği”; yarattığımızı düşündük. Müzisyenlerle gelip tamamen mağaradaki unsurları ve insan sesini kullanarak ilgniç bir deneyime girişmeye karar verdik.

Mağaradan çıkmak için arkamızı döndüğümüzde karşılaştığımız şaşırtıcı görüntü içimizi ürpertti. İlerlerken bir galeriden geçtiğimiz halde, geriye döndüğümüzde üç-dört seçenek karşımızda duruyordu. Deneyimsiz insanların mağaralarda neden kaybolduklarını anladık. Korkuya kapılmadan, geldiğimiz yolları doğru tespit edip çıkışa yöneldik. Gün ışığını bir an önce görmek için ilerlerken, sanki bir başka mağarada daha gezmiş olduk.

Çıkışa yaklaştığımızı, tırmanmamızı bekleyen yokuşun ilerisinden sızan loş ışık müjdeliyordu. Kaygan yokuşu güçlükle tırmandığımızda ise gözlerimiz kamaşıyordu.

Mağaranın girişinden Tahtalı eteklerinin zümrüt yeşilliğini görüp kuş seslerini duyduğumuzda, “;Dünya varmış”; dedik.

Arkamızda bıraktığımız sakin, gizemli dünyanın sırlarını çözmek için tekrar gelmek üzere, yaşamakta olduğumuz günlük hengamenin içine döndük. Molla Deliği Mağarası’nı deneyimli mağara araştırmacılarıyla birlikte tekrar gitmeyi arzuladığımız bir doğa harikası olarak geride bıraktık. İlgili kuruluşlarla görüşmelere başladık.

Şimdilik paylaşabileceklerimiz bu kadar.






Haber Tarih: 06.08.2009-14:13



 Yorum Ekle  Haberi Yazd�r  Arkada��ma Yolla

Yorumlar
� Di�er Haberler


Antalya Resim Kursu

  Video »
    Kameramıza takılanlar
    Görüntü arşivi için tıklayınız
  Kemer »
   KEMER INFO
  Kemer Rehberi     Etkinlikler
  Kemer Protokolü     Önemli Telefonlar
  Kemer Fotoğrafları     Önemli Linkler
  Kemer Krokisi    
  e-Gazete »
    Türkiyenin ilk elektronik yerel gazetesi


  Ana sayfa Hakkımızda Künye Haber Arşivi Etkinlikler İlan Fiyatları Reklam Koşulları Site Koşulları İletişim


 Copyright © 2008 GAZETE KEMER Tüm Hakları Saklıdır.
Designed By