Veliler konuşuyor-3: Çocuklara evdeki olayları yazıp getirin demiş
Dün yayınladığımız veli açıklamasında, eksik anladığımız bir konuyu doğal olarak eksik yazmışız. Öğretmenin okuldan atarım tehdidini sınıftan atarım seklinde yayınlamışız. Bugün yayınladığımız veli açıklaması nda konu daha açık yer alıyor:
Öğretmen sene başında toplantı yaptı sınıfta hemen hemen velilerin yüzde 70 – 75’i toplantıya katıldı. orada kendini tanıttı derken, ben sınıfımdan utanıyorum dedi. Bunu bizlerde normal karşıladık. Perdesi iyi değilmiş, sıraları iyi değilmiş, kendi aralarında bir fiyat çıkarmışlar iki başı 300 – 350 TL olarak bunu ödememizi şart koşuyor. Benim tam arkamda bir bey ben tanımıyorum, tezgahtarmış bu da gayri ihtiyarı “;hocam biz tezgahtarız geçen sezonda para kazanamadık bunu bir çırpıda ödeyemem”; dedi. Adam haklı devlet okulunda okutuyor. Hocada “;benim sorunum değil ödeyeceksiniz”; dedi. Bu psikolojik bir yaklaşımdır. Bizde dedik ki, bu hocanın problemi var. Ben de buna karşılık hocam kredi kartıyla araba bile alıyorlar. Kredi kartıyla taksitlendirilebilir dedim. “;Ben dedi onu nasıl ayarlayacağım”; ben de “;siz ayarlamayacaksınız o işi kim yapıyorsa o ayarlayacak”; dedim. Neyse bunu atlattık. Aradan bir toplantı daha geçti yine veliler var yüzde 60 – 65 üzerinde bir kırk beş dakikaya yakın işte cine vizyon makinesi, paraların çoğunu verdik, sıralar falan değişti diye bize anlattık. Orada velilerle ilgili eğitim vermeye kalktı bize, işte çocuklarınız şudur da budur da üstüne basa basa tekrarlıyor.
Oyun çocuğu olduğunu anlayamadı
Öğretmen ilk başta dediği kelime bu çocuklar benim çocuklarım der. Bütün öğretmenler. Biz bugün çocuk okutmadık. Ama bu direkman bu çocuklar sizin çocuklarınız, bu çocuklar şimdi nasıl eğitim verirseniz, gerisinde de öyle alırsınız. O olayı atladıktan sonra dedi ki “;Ben bu çocuklardan çok bıktım çok gürültü yapıyorlar. Müfettiş geldi bana hak verdi, okul müdürü geldi bana hak verdi, susmuyorlar konuşmuyorlar. Falan filan anlatırken, bir ara soluklandı. Ben orada direkt şunu dedim. Hocam dedim biz çocukları asker mi yetiştireceğiz? Ben şu kanata vardım bu öğretmen ilkokul öğretmeni değil lise veya üniversite talebesi olarak gören bir insan. Neticede birinci sınıf oyun çocuğudur. Anaokulundan çıkmıştır, gelmiştir. Bunlar hoplayacak, zıplayacaktır zaman içerisinde oturacaktır.
Çocuklarımız evde ajanlık mı yapacak?
Diğer toplantılar oldu. Bunun gibi eşim kaç defa gitmeye kalktı görüşmeye, vay şu saatte beni aramayın, şu saatte gelin, bu saatte gelin bunun gibi konuşmalar beni saat altından sonra aramayın. Ben şu gün nöbetçiyim şu gün geleceksiniz. Çocukları okula gelmemiştir. Dersi nedir diye sormayın diğer arkadaşlarından alın. Bunun gibi konuşmalar velilere karşı, hatta bir ara çocuklara günlük alacaksınız diye not göndermiş. Çocuklar bu günlükle ne yapacak biliyor musunuz? Mossad ajanlığı oynayacaklar. Çocuklara evde ne varsa a’dan z’ye yazmasını istemiş. Düşünün, hayal edin mesela, o çocuk günlüğünü yazarken ben eve geliyorum. Abisi bir yanlış yapıyor abisine bağırıyorum. Eşim devreye giriyor niye bağırıyorsun diye elimi kaldırıyorum, çocuk bunları not alıyor. Gidip öğretmen okutuyor bunları. Böyle bir mantıksızlık olmaz. Çocuğa günlük tutma alışkınlığı verebilirsin ama, evin içinde günlük tutturup okuyamazsın sen, sen kimsin ki evindeki sosyal yaşantıyı okula götürüp de koz olarak kullanacaksın.
Toplantıya gidemedik diye çocuklarımızı rencide etti
Velilere not veriyor. Diyor ki sen cahilsin çocuğuna resmen eğitim veremiyorsun diyor. Bu eğitimi biz okulda vereceğiz diyor. Sen bir veliye nasıl cahil diyebilirsin? Birde şu var. Okulun içerisinde sınıfın içerisinde 28 öğrenci var. İkin üç tane öğrenciyi seçiyor. Ha bunun birincisi siyasi, ikincisi zengin olanları, fakir olanları horluyor. Hatta kaç tane veliyi ben okulda yakaladım. Ellerinde poşetlerle işte bu çocuğa eziyet etmesin diye çuvallarla portakal getirdiğini, kendi çocuğu değil ama başka bir öksüz çocuk var. Onlara eziyet etmesin diye, çok bağırıp çağırıp dövüyormuş. Biz bunu okul sonunda öğrendik. Benim kızıma kaç tane tokat atmış, kulağını çekmiş? Hatta ilk açık öğretim sınavı var. Eşim benim devlet memuru her toplantıya gelemiyor. Üniversite imtihanına hazırlanıyor açık öğretime, ben de o gün Antalya hastanedeyim. O gün toplantıya gidemedik. Toplantıdan önce de bütün öğrencilere hepinizin anne ve babalarınız benim toplantıma gelecek, olmayan olursa okuldan atarım, sınıftan kovarım demiş. Tesadüf eseri biz de gidemiyoruz. Çocukları çekmiş tahtanın önüne Z. Ve Y.’yi, Ben sizi ne yapayım? Sınıftan mı adayım okuldan mı kovayım? Ben size demedim mi anne babalarınız sınıfa toplantıya katılacak. Niye gelmediler? Çocuklar öğlen saatinde benim haberim yok, ben dükkandayım. Hüngür hüngür ağlayarak eve gelmişler. Öğretmen bizi okuldan atacak, sınıftan atacak. Diğer çocuğun babası bana telefon açtı, dilekçe yazdı. Ben ilk önce müdürle görüşelim, direk çıkmayalım dedim. Müdür yokmuş o anda, müdür yardımcısıyla görüştük derken Müdür hanım geldi. Oturduk konuştuk, Müdür hanım ben bir daha konuşayım dedi. Bu üçüncü dördüncü konuşmamız. Hatta diğer velilerden bir tanesi, müdürün yanına gittiğinde bu hanımefendi direk müdürün odasına dalıyor ve veliye biz seninle görüşmedik mi? niye sen N..’ hanımı meşgul ediyorsun diye hitap edebilecek bir insan.
Soru: görüşmüşler mi?
Öğretmenle görüşmüş, bir de müdürün yanına girmiş. N.. hanım biz dün bugün değil, burada öğretmenlik yıllarından beri ailecek görüştüğümüz insanlardan bir tanesi, hatta benim oğlumun sınıf öğretmeniydi. Görüşürdük kendisiyle, neticede devle memuru, biz de devlet memuruyuz. İnsanlar bir merhaba diyemeyecek mi? vay efendim siz onunla niye görüşüyorsunuz benimle niye görüşmüyorsunuz, N… bazen bizi okulda görüyor gelin M…. Bir çay içelim Z. Bir çay içelim, ee, gidip içmeyecek miyiz öğretmen bize kızacak diye, ben sonuçta şöyle bir kanıya vardım. Hocam kusura bakmayın bu dedim erkek olsaydı bunun icabına bakardık. Ama bu bayan bu bayan evindeki sorunlarını çocuklara yansıtıyor. Benim çocuğum okumayı çözdü, daha öğretmen g harfini vermeden. Okumayı çözdü.
Ödev veriyor kontrol etmiyordu
Kızıma dersini çalışsana diyorum o da bana “;niye çalışayım ki öğretmen zaten bakmıyor”; ödev veriyor ya eve, çocuklara verdiği ödevleri kontrol etmiyor. Bizim zamanımızda deftere bir kırmızı kalemle bir işaret vurulurdu, kontrol işaretiydi. Veyahut ta bir kırmızı kurdele verilirdi. Çocuklar motive olsunlar diye.
İkinci yarıyıl başladı. Çocukların daha ödevlerini açıp ta kontrol etmemiş. “;Öğretmen yaptığımız ödevleri kontrol etmiyor ki ben niye çalışayım”; diyor. En sevdiği ders
Soru: ödevlerini mi yapmamaya başladılar yoksa ders mi çalışmamaya başladılar?
Ödevlerini yapmıyor, öğretmen kontrol etmiyor ki ödevlerimi kontrol etmiyor ki benim diyor. Ben bugün yapmayıp yarın yapsam öğretmen bana bir şey demez ki diyor. Çünkü çocukların defterlerini açıp bakmıyormuş.
Biz de şu karara vardık. Müfredat diye bir şey çıktı. Müfredat nedir? İşte günde diyorum 10 sayfa işlenecek geriye dönemezsin, üstü kapanıp geçilecek. Bunlar çocuklara yeterli eğitim vermeyip. Dışarıda ben veli olarak ben paramı verip aynı öğretmene parayla kurs aldıracağım. Bunlar ekstradan para kaynağı. Hatta buradaki öğretmenlerden biri Kaş tarafına sürüldü gitti mahkeme kararıyla. Sonra tekrar geldi.
Şimdi bunlar orada gruplaşmışlar. Birinci sınıftan yukarıya kadar belli sınıflara bakıyorlar ya, bunlar gruplaşmışlar bu kanaata varmışlar izlenimi uyandırdılar bizde.
N..’ye laf atıyorlar. N.. şimdi müdürlük yapması gerekiyor. Neticede o okulun mülki amiri, sonuçta ne yapacak? Benim şikayetimi öğretmene diyecek ki böyle böyle bir olay var kendini topla. Bunlar da gruplaşmışlar bütün olayı yani bizim şikayetlerimizi falan N… yaptırıyor diye düşünüyorlar sanırım.
Ben şu kanıya varıyorum artık. Çünkü bir insan bakanda, başbakanda, milletvekili, savcıda olsa öğretmen yetiştiriyor ya onları. Hep kendilerini üst seviyede görüyor. Bunları ben eğittim de buralara geldiler diye. Ama çocuklara bu şekilde hitap edip de hele hele birinci sınıf çocuklarını okuldan soğutmasına gerek yok.
Hatta bizim bu olaylardan sonra, kocası milli eğitim müdürlüğüne çıkıyor, diğer mülki amirlere çıkıyor. Müdürü şikayet ediyor. Müdür bu hale getirdi diyor. Benim adım Mehmet Çağatay Kemer’in yerlisiyim benim yedi göbek sülalem burada. Benim adresim belli her şeyim belli, madem böyle bir olay var benim adım geçiyor. Böyle böyle bir durum varmış bu olay nedir diye bana sordun mu? Veya diğer velilere sordun mu? Kimseye sormadı.
Hadi ben hatalıyım, cahilim belki ama 19-20 tane velinin cahil olma pozisyonu yok. 20 tane velilin ortak görüşü bunlar.
Soru: memnun olanlar da var diye biliyorum.
Cevap: memnun olanlar kim var siyasetle uğraşanlar siyasilerin çocukları iki parası olanlar. Niye ayrımcılık var?
Haber Tarih: 07.08.2009-11:54
|